Anasayfa  ›  Site İçi SEO

Site İçi Seo

Site içi SEO, kimi getirip kimi kaçırdığını sormadan hiçbir sayfayı geçmez: ay ay neyin bulunduğunu gösteren ürün takvimi, kataloğun ve teknik çizimin önüne konmuş iletişim formu, bozulan ürün için kimin aranacağını söyleyen sayfa ve altında tek satır yazı olmadan yan yana dizilmiş müşteri logoları.

Telefon ekranı: Site İçi SEO

Site İçi SEO Hangi Ayda Hangi Ürünün Bulunduğunu Gösteren Bir Takvim Sayfasını Neden Önerir?

Mart ayında, Amasya merkezde taze meyve ile kurutulmuş ürün satan bir dükkânın telefonu çalar: “Kiraz var mı?” Kasımda bir başkası sorar: “Bamya ne zaman çıkar?” İkisi de telefon etmeden önce dükkânın sitesine bakmıştır. Sitede her ürünün fotoğrafı ve fiyatı vardır; zamanı yazmaz. Site içi SEO bu dükkâna tek bir sayfa önerir: yılı ay ay gösteren, alıcı için yazılmış bir takvim.

Sayfa bir tablodur. Satırlarda ürünler, sütunlarda aylar durur; her gözde tek sözcük yazar: “taze”, “kuru”, “ön sipariş” ya da hiçbir şey. En üstte, tablodan önce bir satır bulunur: “Şu an ne var?” Altında o ayın ürünleri, kendi sayfalarına giden bağlantılarla sıralanır. Telefonda tablo, ay ay alt alta açılan kısa listelere döner; kimse on iki sütunu yana kaydırmak zorunda kalmaz.

İnsanlar bu soruyu arama kutusuna da yazar: “kiraz ne zaman çıkar”, “kuru bamya hangi ayda alınır”, “taze elma ne zamana kadar bulunur”. Ürün sayfası ürünün ne olduğunu anlatır; “ne zaman” sorusunun cevabı orada çoğu zaman bir cümlenin içinde kaybolur. Takvim sayfasının konusu ise zamandır. Cevabı ilk satırlarında açık bir cümleyle veren sayfa, soruyu böyle yazan kişinin karşısına çıkabilir.

Takvim tek başına durmaz. Her ürünün kendi sayfası ona bağlanır: “Ne zaman bulunur? Takvime bakın.” Takvimdeki her ad da ürünün sayfasına götürür. Mart ayında kiraz sayfasına düşen ziyaretçi takvime geçer ve o ay rafta ne olduğunu görür: kurutulmuş ürünler, belki bir ön sipariş satırı. Eli boş dönmez. Sayfaların birbirine verdiği bu bağlantılar arama motoruna da hangi sayfanın hangi soruya baktığını gösterir.

Zaman yazılırken ölçülü olunur, çünkü mevsim yıldan yıla kayar. Takvim gün vermez; “yaz başında”, “güz ortasında” der. Yanında bu yılın notu durur; ilk ürün geldiği gün o satır elle değiştirilir. Sayfanın en son hangi ay elden geçtiği de yazar. Bu işi kimin yapacağı baştan kararlaştırılır; geçen yılın bilgisiyle bekleyen bir takvim, alıcıyı boş rafın önüne getirir.

Takvim eklemek, bahçe diliyle söylersek bir aşıdır; ondan önce var olana bakılır. Site içi SEO çalışmasını dal sayımıyla açarız: budamaya girişmeden ağacın dalları sayılır; meyve veren, kuruyan, yalnızca özsuyu çeken ayrı ayrı görülür. Sayan kişi merdivene çıkmaz, makasını çıkarmaz. Sitenizin dallarını da dışarıdan sayarız; ücreti yoktur, şifre gerekmez. Dört ana daldan biri sayfa içerikleridir.

Kataloğu ya da Teknik Çizimi İndirmek İsteyenden Önce İletişim Bilgisi İstemek Kimi Kaçırır, Kimi Getirir?

Bir mühendis, planladığı mutfak için bir davlumbazın ölçü çizimini arar. Üreticinin sitesinde “Teknik çizimi indir” düğmesini bulur, dokunur. Çizim yerine dört kutu açılır: adı, firması, telefonu, e-postası. Mühendisin işi acildir; kimsenin kendisini aramasını da istemez. Sekmeyi kapatır ve çizimi, dosyalarını açıkta tutan başka bir üreticinin sitesinden alır. Projeye o üreticinin ölçüleri girer.

Formun arkasına konan dosya iki okuru birden yitirir. İlki acelesi olandır: ölçüye bakacak mimar, montaja gidecek usta, kılavuzunu kaybetmiş eski müşteri. Bunlar bir bilgi ister, bir görüşme değil. İkincisi arama motorudur. Sayfaları gezen yazılımı form doldurmaz; formun ardındaki dosyaya çoğu zaman hiç ulaşamaz. Çizimin içindeki ölçüler ve model adları, onları arayan kişinin karşısına bu yüzden çıkmaz.

Formsuz verilecekler şunlardır: ölçüler, çizimler, montaj ve kullanım kılavuzları. Bunlar ürünü seçmek ya da kullanmak için gereken bilgilerdir; çoğu, kutunun içinden de çıkar. Ölçüler sayfanın kendisinde yazıyla yer alır; çizim ve kılavuz tek dokunuşla inen dosyalardır. Kimin indirdiğini bilemezsiniz, kaç kez indirildiğini sayabilirsiniz. Hangi modelin çiziminin çok istendiği, satış ekibinin işine yarayan adsız bir bilgidir.

Karşılığında bir şey istenebilecek belgeler de vardır: bayi fiyat listesi, toplu alım koşulları, bir projeye özel hazırlanacak teklif. Bunları isteyen zaten bir ilişki arıyordur; aranmak ister, adını bırakmaktan çekinmez. Form burada kimseyi kaçırmaz, tersine doğru kişiyi getirir. İki yol sayfada yan yana durur: “Çizimi indir” ve “Projeniz için teklif isteyin.” Herkes kendi kapısından girer.

Bir şey istenen yerde tek kutu çoğu zaman yeter: e-posta adresi. Altında, adresin hangi iş için istendiğini bildiren bir cümle durur; örneğin listenin o adrese gönderileceği ve başka ileti gelmeyeceği. Yazılan cümleye uyulur. Telefon kutusu yalnızca aranmak isteyen için bir seçenektir. Formu açanların kaçının bitirdiği de sayılır; açıp yarıda bırakan çoksa, istenen şey verilenden ağır geliyor demektir.

Bir ölçü çiziminin önüne konmuş dört kutuluk form, site içi SEO dal sayımına kuru dal, yani kusur diye geçer. Kuru dalların her biri üç bilgiyle yazılır: ana dallardan hangisine bağlı olduğu, hangi meyvenin yolunu kapattığı, hangi ay budanacağı. Buradaki meyve, çizimi arayan mühendisin onu sizin sitenizde bulmasıdır. Formu kaldırmak ya da yerini değiştirmek sizin kararınızdır; sayım yalnızca gösterir.

Ürün Arızalanırsa Ne Yapılacağını Anlatan Sayfa Satın Almadan Önce de Okunur mu?

Büyük şehirde yaşayan bir adam, Taşova’daki annesinin mutfağına davlumbaz alacaktır. Modeli seçmiş, ölçüyü aldırmış, fiyatı uygun bulmuştur. “Sepete ekle” düğmesinin üstünde durur ve kendine tek bir şey sorar: “Bozulursa kim gelecek?” Kendisi uzaktadır; annesi telefonda dert anlatmayı sevmez. Sitede ürünün on fotoğrafı ve uzun bir özellik listesi vardır. Bu sorunun cevabını veren bir sayfa yoktur.

Arıza sayfası, adına bakılırsa satıştan sonrası için yazılır; oysa en dikkatli okuru henüz almamış olandır. Başkası için alan, pahalı bir ürüne ilk kez para verecek olan ya da daha önce servis yüzünden canı yanmış biri, karardan hemen önce bu sayfayı arar. Bulursa okur, içi rahat eder. Bulamazsa cevabı kendi yazar: “Demek ki kimse gelmiyor.”

Sayfa, arayacak kişinin dört sorusunu karşılar. Kimi arayacağım: tek bir numara ve açık olduğu saatler. Elimde ne bulunmalı: modelin adı, ürünün üzerinde nerede yazdığı ve satın alma günü; faturanın bir fotoğrafı işi kolaylaştırır. Arızayı nasıl anlatacağım: kısa bir cümle, mümkünse bir fotoğraf. Sonra ne olacak: kim, hangi yoldan haber verecek? Hiçbir cevap iki satırı geçmez.

Süre ihtiyatla yazılır. “Hemen geliriz” denmez; onarımın çoğu zaman kaç iş günü içinde yapıldığı, parça beklenirse bunun uzayabileceği söylenir. İlçeler ayrı satırdır: Merzifon’a, Taşova’ya, Gümüşhacıköy’e servis gidiyor mu, hangi günler? Gitmiyorsa ürün nasıl ulaştırılır? Filtre ve lamba gibi parçaların nereden alınacağı da yazar. Tutulamayacak bir söz, hiç yazılmamış bir satırdan daha çok zarar verir.

Üreticinin ürünün arkasında ne kadar süre durduğu, yani üretici güvencesi, gündelik sözlerle anlatılır: neyi kapsar, neyi kapsamaz, süre bittiğinde onarımın bedelini kim öder. Ayrıntı için belgenin kendisine bağlantı verilir. Bu sayfa bir aramanın da cevabıdır: insanlar markanın adının yanına “servis”, “arıza”, “yedek parça” yazar. Üreticinin kendi sayfası cevap vermiyorsa, o aramada başkalarının sayfaları öne geçebilir.

Sayfanın yeri de önemlidir: ürünün sayfasında, fiyat satırının altında kısa bir bağlantı durur: “Arıza olursa ne yapılır?” Olmayan bir sayfa budanmaz, aşılanır; yine de budama listesine yazılır. Site içi SEO tarafında listenin sırası bellidir: önce kuru, sonra obur. Kuru olan iş görmeyendir; obur olan, emek yutup karşılık vermeyen sayfa. Liste o ayın işlerini sırayla yazar; onayınız gelmeden tek satırına el sürülmez.

Müşteri Logolarını Yan Yana Dizen Bir Bölüm Okura Ne Söyler, İzin İster mi?

Düğün ve tanıtım çekimleri yapan bir fotoğrafçının sitesinde “Referanslarımız” başlığının altında otuz küçük logo yan yana dizilidir. Hiçbirinin altında ad yazmaz. Hiçbirine dokununca bir yere gidilmez. İçlerinden üçü yıllar önce kapanmış firmalara aittir. Bölüm ilk bakışta kalabalık ve güven verici görünür. İkinci bakışta okur sormaya başlar: bu firmalar için ne yapıldı, ne zaman yapıldı?

Bir logo sırası üç şeyi söylemez: ne yapıldığını, ne zaman yapıldığını ve işin sürüp sürmediğini. Otelin logosu oradadır; ama otelin bütün odaları mı çekilmiştir, yoksa müdürünün tek bir vesikalık fotoğrafı mı? Okur boşluğu kendi doldurur ve çoğu zaman küçük olanı seçer. Kapanmış bir firmanın logosu ise başka bir şey anlatır: bu bölüme yıllardır kimse bakmamıştır.

Logolar resimdir; resim, arama için söz taşımaz. Otuz logonun durduğu bölümde arama motorunun okuyabileceği tek satır çoğu zaman başlıktır. “Otel fotoğrafçısı” ya da “ürün çekimi yapan fotoğrafçı” diye arayan biri için bu bölüm boş bir sayfadan farksızdır. Firmanın adı yazı olarak yazılmadıkça, resmin koddaki açıklama satırı da doldurulmadıkça, o firmayla çalışıldığını ne okur öğrenir ne arama motoru.

Bölümü konuşturan üç küçük ektir. Her logonun altında firmanın adı yazı olarak durur. Yanında işi anlatan tek cümle bulunur: “Yalıboyu’ndaki otelin odaları ve kahvaltı salonu çekildi.” Cümle, işin hangi yıl yapıldığını da söyler. Üçüncüsü bağlantıdır: logoya dokunan okur, o işten birkaç kareyi ve kısa bir anlatımı gösteren sayfaya gider. Susan otuz logonun yerine, ne yapıldığını söyleyen altı satır konabilir.

Bölüm yılda bir kez baştan okunur. Kapanan firma, adı ya da logosu değişen firma, üzerinden uzun yıllar geçmiş iş ya çıkarılır ya da yılıyla birlikte bırakılır. Logo, sahibi olan firmanın malıdır; kullanmadan önce sormak ve verilen izni yazılı saklamak yerinde olur, sözleşmedeki ilgili madde için de bir hukukçuya danışılır. Kimi firma sevinir, kendi sitesinden bağlantı da verir; istemeyenin logosu konmaz.

Referans bölümünüz bir yabancıya ne anlatıyor? Öğrenmek için sitenizin adresini iletmeniz yeter; dallarını ücretsiz sayarız. Site içi SEO işi sürerse ay sonu dökümü her ay kapınıza gelir: o ay nelerin budandığı, müşterinizin bundan böyle hangi meyveye uzanabildiği ve gelecek ayın işi; hepsi gündelik dille yazılır. Bir süre sonra dallar yeniden sayılır; ikinci sayımın sonucu ilkinin yanına konur.

Sıkça Sorulan Sorular

Gerekmez. Tek satırı değişen bir tablo takvim olmaz; okura bir şey göstermeyen bir sayfa açmış olursunuz. O ürünün kendi sayfasına, ilk paragrafa mevsimini yazın: yılın hangi döneminde geldiğini, ne kadar süre bulunduğunu. Geldiği gün anasayfanın üstüne kısa bir duyuru koyun. Takvim, yıl içinde birkaç ürünü birden değişen dükkânda işe yarar.

Zorla alınan adların bir bölümü uydurma olabilir, bir bölümü de aranmak istemeyen kişilere aittir; ekibiniz onlara zaten ulaşamıyordur. Formu kaldırınca kaç kez indirildiğini saymayı sürdürürsünüz. Aranmak isteyen için indirme düğmesinin yanına ayrı bir yol koyun: “Projeniz için bizi arayın” ya da kısa bir teklif formu. Oradan gelen adlar daha az, ama gerçek olur.

Yazın; müşteri ürünü sizden almıştır, bozulduğunda önce sizin sitenize bakar. Sayfada üreticinin servis hattına nasıl ulaşılacağı, arayan kişinin elinde hangi bilgilerin bulunması gerektiği ve satıcı olarak sizin neye yardım ettiğiniz yazsın: faturanın örneğini bulmak gibi. Onarım süresi için üretici adına söz vermeyin; onun belgesine bağlantı verin.

Logo şart değildir. İşletmenin adını yazı olarak yazın, yanına yaptığınız işi anlatan tek cümleyi ve yılını ekleyin. İzin verirlerse o işten bir fotoğraf koyun: dükkânın vitrini, çekilen ürün, asılan tabela. Adı ve işi yazılı on esnaf, okura logoların anlatamadığını anlatır. Her biri için önce sahibine sorun; istemeyenin adını yazmayın.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.