Anasayfa  ›  Web Tasarım

Web Tasarım

Web tasarım, her parçanın o sitede gerekli olup olmadığını sorarak ilerler: iki ürünü yan yana getiren karşılaştırma aracı, hazır stok fotoğraf ile kendi çektiğiniz fotoğraf arasındaki seçim, formun altında duran onay kutuları ve sitenin arama kutusunun açıkta mı duracağı.

Telefon ekranı: Web Tasarım

Web Tasarım İki Ürünü Yan Yana Koyup Karşılaştırma Özelliğini Hangi Sitede Gerekli Görür?

Bir müşteri, Amasya merkezdeki bir mağazanın sitesinde aynı üreticinin iki davlumbazı arasında kalmıştır. İki ürünü iki ayrı sekmede açar; birinden ötekine gidip gelir. Genişlik aynı mı, hangisi daha sessiz, hangisinin filtresi yıkanıyor? Farkları parmaklarıyla sayar, üçüncüde ilkini unutur. Web tasarım bu gidiş gelişi görür ve sorar: bu sitede iki ürünü yan yana koyan bir araç gerekli mi, yoksa yalnızca yük mü?

Araç iki parçadan oluşur. İlki her ürünün yanındaki küçük kutudur: “Karşılaştır.” Müşteri iki ya da üç ürünü işaretler; ekranın altında kaç ürün seçtiğini gösteren bir şerit belirir. İkincisi, şeride dokununca açılan tablodur: ürünler sütunlarda, özellikler satırlarda durur. Her sütunun başında ürünün fotoğrafı, adı ve sayfasına giden bağlantı bulunur; istenmeyen sütun tek dokunuşla tablodan çıkarılır.

Tablonun çalışması için her ürünün aynı bilgileri aynı adlarla taşıması gerekir. Bir sayfada “genişlik”, ötekinde “en” yazıyorsa; birinde ses düzeyi verilmiş, ötekinde verilmemişse tablo deliklerle dolar. İş bu yüzden tasarımda değil, ürün kayıtlarında başlar: hangi özellikler, hangi adla, hangi birimle yazılacak? Bu liste bir kez kararlaştırılır ve her ürün için doldurulur. Aracı kurmak, çoğu zaman kayıtları düzenlemekten daha az uğraştırır.

İyi bir tablo önce farkı gösterir. Bütün sütunlarda aynı olan satırlar, “yalnızca farkları göster” seçeneğiyle gizlenebilir; geriye müşterinin parmaklarıyla saymaya çalıştığı birkaç satır kalır. Fiyat ve en çok sorulan özellik üstte durur. Gözler sözcükle doldurulur: “var”, “yok”, bir ölçü. Tablonun altında her ürün için bir düğme bulunur; karar veren müşteri, sayfaya geri dönmeden yoluna devam eder.

Telefonda ekran dardır. Özellik adları sol kenarda sabit durur; ürünler parmakla yana çekildikçe değişir, satırın adı hep göz önünde kalır. Dar ekranda çoğu zaman iki ürün yan yana rahat okunur, üçüncüsü çekince gelir. Aracın gerekli olduğu site bellidir: aynı türden çok sayıda ürünü olan ve aralarındaki farkı ölçüyle, sayıyla söyleyebilen site. Davlumbaz, ocak, fırın satan biri için durum budur.

Üç modeli olan sitede aynı işi tek bir sabit tablo görür. Birbiriyle kıyaslanamayan ürünlerde, bir düğün albümüyle bir vesikalık çekimde ya da kuru bamyayla elmada, araç yalnızca yüktür: her sayfada yüklenen kod, kimsenin dokunmadığı bir kutu. Web tasarım işine dal sayımıyla başlarız: budamadan önce dallar uzaktan sayılır, ağaca çıkılmaz. Sizin siteniz de uzaktan sayılır; şifrenize de ödemenize de gerek kalmaz.

Hazır Stok Fotoğraf mı, Kendi Çektiğiniz Sıradan Fotoğraf mı Sayfaya Daha Çok Yakışır?

Yalıboyu’ndaki küçük bir otelin “Hakkımızda” sayfasında dört kişi gülümser: takım elbiseli, cam duvarlı bir büroda, bir masanın çevresinde. Otelde iki gece kalmış bir misafir sayfayı açar ve hiçbirini tanımaz. Kahvaltıyı hazırlayan kadın yoktur, anahtarı veren genç yoktur; avluya bakan pencere de yoktur. Fotoğraf güzeldir, ışığı kusursuzdur. Yalnızca bu otelin fotoğrafı değildir.

Hazır fotoğraf, bir fotoğraf sitesinden satın alınan ya da ücretsiz indirilen karedir. Aynı kare başka sitelerde de karşınıza çıkar; göz bunları tanımayı öğrenmiştir: bütün yüzlerin güldüğü toplantı, tokalaşan iki yönetici, ekrana birlikte bakan genç ekip. Okur böyle bir kareyi gördüğünde fotoğrafa değil, yerine konmuş bir şeye baktığını anlar. Kuşku oradan yazıya geçer: bu cümleler de mi hazır alındı?

Sıradan ama gerçek bir fotoğrafın söyleyeceği daha çoktur. Otelin kapısı, misafirin göreceği kapıdır. Resepsiyondaki kişi, telefonu açacak kişidir. Işık biraz eksik, kadraj biraz eğri olabilir; okur bunu bağışlar, çünkü gördüğüne inanır. Gelen misafir fotoğraftaki avluyu bulur; bu, sayfadaki öteki sözlere de güvenmesi için bir nedendir. Hazır kare bunu veremez; çünkü başka bir yerin resmidir.

Kendi fotoğrafınızın yeterince iyi olması zor değildir. Gün ışığında çekin; pencereyi arkanıza alın. Kadrajı toplayın: masadaki kâğıtlar, köşedeki kova, askıdaki mont kareden çıksın. Her yeri hem dik hem yatay çekin; sayfanın hangi biçimi isteyeceği önceden bilinmez. Telefonun merceğini silin. Çalışanlara ve karede görünecek misafirlere önce sorun; istemeyen kareye girmez. On karenin içinden en yalın olanı seçin.

Hazır fotoğrafın da bir yeri vardır: kimsenin kim olduğunu sormayacağı yerler. Bir başlığın arkasındaki düz zemin, bir doku, bir gökyüzü. İnsanı, mekânı ya da ürünü gösteren her karede ise gerçeği aranır. Yılda bir gün için şehrin fotoğrafçılarından biriyle çalışmak, ücretine değer: odalar, kahvaltı, ekip ve dış görünüş tek günde çekilir; o kareler sitede, harita kaydında ve duyurularda yıl boyu kullanılır.

Fotoğraflar seçilirken sayfanın ağırlığı da düşünülür; telefondan çıkan dosya olduğu gibi yüklenmez, küçültülür. İşletmeyi anlatması gereken sayfada duran hazır kare, web tasarım dal sayımına kuru dal olarak geçer; kusura verdiğimiz ad budur. Böyle bir dalın üç notu olur: ana dallardan hangisinde durduğu, hangi meyveye engel olduğu, listenin hangi ayında budanacağı. Önü kesilen meyve burada, okurun gördüğü yere inanmasıdır.

Formun Altındaki Onay Kutuları Kaç Tane Olmalı ve Hangi Sözlerle Yazılmalıdır?

Bir fotoğrafçının sitesindeki istek formunun altında beş kutu alt alta durur. Beşi de önceden işaretlidir. Her birinin yanında üç satır küçük harfli yazı vardır; her yazı “tarafıma” sözüyle başlar ve nokta görmeden biter. Düğün için gün soracak olan çift formu doldurur, kutulara gelince durur. Okumaya çalışır, vazgeçer. Neye evet dediğini bilmeden “Gönder” düğmesine basar ya da sayfayı kapatır.

Ziyaretçiden işaretlemesi istenen şeyler amaca göre ayrılır. Kişisel verilerle ilgili bilgilendirme yazısını okumuş olmak bir şeydir; kampanya ve tanıtım iletisi almayı kabul etmek başka bir şey. İlki, isteğin cevaplanabilmesi için bilgilerin nasıl kullanılacağını anlatır. İkincisi ek bir izindir ve cevap almak için gerekmez. İkisi tek kutuda birleştirilmez. Tanıtım iletisi kutusu da hiçbir zaman önceden işaretli gelmez; işaretleyen, isteyerek işaretler.

Sözler yalın olur. “Kampanyalardan e-postayla haberdar olmak istiyorum” cümlesini herkes anlar; üç satırlık hukuk dili ise okunmaz. Kutunun yanındaki cümle neye evet dendiğini, hangi yoldan ulaşılacağını ve sonradan nasıl vazgeçileceğini söyler. Uzun metin kaldırılmaz; bağlantının arkasında durur. Kutunun yanında kısa ve anlaşılır cümle, bağlantının ardında eksiksiz metin: okur önce neyi kabul ettiğini görür, isterse tamamını açar.

Bilgilendirme yazısına dokunan kişi formu yitirmemelidir. Yazı, formun üstünde açılıp kapanan bir pencerede belirir; kapatıldığında form, içine yazılanlarla birlikte olduğu gibi bekler. Ziyaretçiyi sayfadan çıkarıp formu boşaltan bir bağlantı, okumak isteyeni cezalandırır. İşaretlenmesi şart olan kutu açıkça belli edilir; isteğe bağlı olanın yanında da “isteğe bağlı” yazar. Ziyaretçi neyi boş bırakabileceğini ilk bakışta görür.

Kutu azaldıkça okunur. Beş kutunun önünde ziyaretçi hiçbirini okumaz; iki kutunun önünde ikisine de bakar. Hangi onayın hangi durumda gerektiği, hangisinin kutuyla, hangisinin yalnızca bilgilendirmeyle karşılanacağı kurallara bağlıdır; bu kurallar işten işe değişebilir ve metinlerle kutuların son hâlini bir hukukçuya okutmak gerekir. Tasarımın işi, o hukukçunun onayladığı düzeni okunur, ayrık ve dürüst biçimde ekrana koymaktır.

Toplanan onay bir yerde saklanır; kimin, hangi gün, hangi cümleye evet dediği sonradan bulunabilmelidir. Web tasarım işleri budama listesine girer ve şu sırayla işlenir: önce kuru, sonra obur. Önceden işaretli beş kutu kuru daldır; kimsenin okumadığı üç satırlık açıklamalar ise oburdur: yer tutar, emek ister, okura bir şey vermez. Liste aydan aya değişir, önce size sorulur; “olur” demediğiniz satır yerinde bekler.

Sitenin Arama Kutusu Açık mı Durmalı, Bir Simgenin Arkasında mı Beklemelidir?

Dört yüz ürünü olan bir sitede arama, sağ üst köşedeki küçük bir mercek simgesinin arkasında bekler. Aradığı modelin kodunu bilen bir ziyaretçi simgeyi görmez. Menüyü dener: ürünler, ankastre, davlumbazlar; üçüncü kademede hangi alt başlığa gireceğini bilemez ve bırakır. Telefon eder, kodu okur, modelin stokta olup olmadığını sorar. Sitede o sorunun cevabı vardı; yalnızca oraya giden kısa yol saklıydı.

Adı olan çok şeyin bulunduğu sitede arama kısa yoldur. Model adı, ürün kodu, parça numarası bilen kişi menüde dolaşmak istemez; bildiğini yazıp varmak ister. Böyle bir sitede arama kutusu açık durur: geniş ekranda sayfanın tepesinde, logonun yakınında, içine yazı yazılabilen gerçek bir kutu olarak. Simgeye dokunup kutunun açılmasını beklemek bir adımdır; o adımı atmayan ziyaretçi menüye mahkûm kalır.

Telefonda yer dardır, yine de iki seçenek vardır. Birincisi, üst şeridin hemen altında boydan boya duran bir kutudur; sayfa aşağı kaydıkça gizlenebilir. İkincisi simgedir; ama yanında sözcüğüyle: “Ara.” Tek başına duran küçük bir işaret, onu arayan göze bile geç görünür. Hangisi seçilirse seçilsin, dokunulduğunda klavye kendiliğinden açılmalı, yazma çizgisi kutunun içinde beklemelidir.

Kutunun içindeki soluk yazı, oraya ne yazılabileceğini söyler: “Model adı ya da kodu.” Yalnızca “Ara” yazan bir kutu, ziyaretçiye oraya ne yazabileceğini söylemez: ad mı, kod mu, bir soru mu? Kutu, kodun tamamını gösterecek kadar geniş olur. Yanındaki düğme de sözcükle ya da tanıdık bir işaretle belli edilir; klavyedeki “ara” tuşu da aynı işi görmelidir.

Kutunun hiç gerekmediği site de vardır. On sayfası olan bir işletme sitesinde her şey menüden görünür; oraya konan kutu, yazan kişiye menünün zaten gösterdiğinden fazlasını gösteremez. Ölçü yalındır: ziyaretçi aradığını menüde iki dokunuşta bulabiliyorsa kutu konmaz. Bulamıyorsa ve aradığı şeyin bir adı, bir kodu varsa kutu açıkta durur; simgenin arkasına saklanmaz.

Arama kutunuzun yerini bir de dışarıdan gelen biri görsün derseniz sitenizin adresini önümüze koyun; dallarını sayarız, bunun bir bedeli olmaz. Web tasarım işinde sayfanın sözünü, yüzünü ve kodunu aynı ekip hazırlar. Her ay bitiminde bir ay sonu dökümü alırsınız: budanan dallar, müşterinizin artık eriştiği meyve, sıradaki iş; hepsi sade bir dille. Aralıklarla ikinci sayım yapılır ve ilkiyle karşılaştırılır.

Sıkça Sorulan Sorular

Boş göz, müşteriye “bu üründe o özellik yok” gibi görünebilir. Bu yüzden iki durum ayrı yazılır: özelliği olmayan ürüne “yok”, bilgisi henüz girilmemiş olana “bilgi eklenecek”. İkisi aynı boşlukla gösterilmez. Aracı önce kayıtları tam olan ürün grubunda açın; öteki gruplara, eksikler tamamlandıkça sıra gelir. Yarısı boş bir tablo, müşterinin aklına yeni sorular getirir.

Çoğu zaman engelleyemezsiniz. Hazır fotoğraflar genellikle tek kişiye değil, isteyen herkese satılır; satın aldığınız şey kareyi kullanma iznidir, karenin kendisi değil. Koşullar siteden siteye değişir; aldığınız yerin kullanım koşullarını okuyun. Çıkış yolu bellidir: işletmenizi anlatan sayfalarda kendi çektirdiğiniz kareleri kullanın; onları sizden başka kimse satın alamaz.

Tasarım açısından her forma kutu gerekmez. Gereken, ziyaretçinin göndermeden önce bilgilerinin ne için kullanılacağını okuyabilmesidir: düğmenin yakınında kısa bir cümle ve bilgilendirme yazısına giden bir bağlantı. Kampanya duyurusu yollamak istiyorsanız bunun için ayrı bir kutu gerekir. Sizin işinizde kuralların tam olarak ne istediğini ise bir hukukçuya sorun.

Şart değildir; otuz ürün menüden rahatça bulunur. Önemli olan kodların sayfalarda yazı olarak durmasıdır: ürün adının yanında, fotoğrafın içinde değil. Bütün kodları adlarıyla birlikte sıralayan tek bir liste sayfası da açabilirsiniz; kodu bilen müşteri oradan tek dokunuşla ürüne gider. Ürün sayınız artarsa kutuyu o zaman, açıkta duracak biçimde eklersiniz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.